22 Nisan 2011 Cuma

Ananem için:)


İnanır mısınız ben bu fotoğrafları cep telefonumla çekiyorum.Bu kadar yakından çekebilmesi çok güzel ya şimdilik fotoğraf makinası almama gerek yok demekki:)
Bu gördüğünüz yavruağzı küpe ve broş takımı başlıktanda anlayacağınız üzere ananem için yaptım:) Kendisi kokoş bir İzmir hanımefendisidir. Yani eskisi kadar olmasada süslüdür:) Ruju vardır,ojeleri vardır her daim:) Tontoş bembeyaz süper bir ananedir kendisi-allah uzun ömür versin- şimdi ananem küpe takamıyormuş diye yakınınca annem!!- işte böyle bir aileyiz- dedim ben eskinin kıskaçlı küpelerinden yapıveririm hemen neolacak:) Önce aşağıda gördüğünüz küpeleri yaptım.Sonra baktım böyle minicik iki küpeyle olmayacak bir de broş yapayım ben kokoştur benim ananem onu da takar-buarada öyle yolda ya da otobüslerde gördüğünüz saçları yapılı ananeler gibi değil doğal tontoş benimkisi-işte sonuç olarak böyle şeker bir takım oluştu.Allam Aslı diyor ben de isterim,iş arkadaşım aynı şekilde,ee muhtemelen akşam eve gidince annemde isteyecek, fabrikasyona bağlamıyacağım işte sizler için farklı yaparım bayanlar onlar ananemin.



Dip Not: Hani üzgündüm bir süre birşey yazamayacağım diyordum.İşte bazen evde tatil ilan edilince ben hemen sarılıveriyorum malzemelerime haberiniz olsun.

14 Nisan 2011 Perşembe

Mutsuzum

Bu kediciği hatırlayan var mı:( İnşaat mevsimi dolayısı ile sabah çalışmalarıma, akşam ve haftasonu da eklenince blogumdan uzak kaldım.Evde de zaman yokluğundan hiç birşey yapamıyorum.Geçen gün ceketimin düğmesinin biri kopmuş zamansızlıktan dikemedim de gittim diğerini de ben kesip koparttım 4 yerine 2 düğmeli oldu ceket, ufff mayıs 20sine kadar kapana kısılmış durumdayım yani. Siz benim yerime de tasarlayıp yeni şeyler yapın olur mu :)

6 Nisan 2011 Çarşamba

Annem başladı ben bitirdim

Her hafta sonu biliyorsunuz ailemin yanına gidiyorum.Orada otur otur nasıl canım sıkılıyor anlatamam.4 yılın sonunda dedimki-yuhh 4 yılı şuan farkediyorum öyle tombul topalak oturmuşum tv karşısında-eh artık ben buradaya da malzeme falan alayım da birşeyler yapayım.Evdeki tellerimden orayada aldım,babam kumaşlar getirmişti onları çıkardım.Annem Belediyede kurdale kursuna başladı onun yaptıklarına sardım falan derken herhafta birşeyler yapmaya başladım,zaten kendi evimde de yapıyorum diye düşünürsek herhafta daha çok şeyler yapmaya başladım olarak düzeltebiliriz cümleyi. Aşağıda gördüğünüz kılıfı da çift taraflı elde diktim.Hiç bir dikiş dışarıdan farkedilmiyor. Aslında bunu daha önceden yapmalıydım bir türlü kılıf alamadım kendime bazı anlarda alışveriş özürlü oluveriyorum. Neyse ben yaptım oldu işte:)
Pembe kurdalesini annem bana öğretmek için başladı bende bir kaç yaprak daha kıvırıp son haline getirdim.Birde yeşil yapraklar ekledim ve bu sevimli kılıf ortaya çıktı.Hiç yanımdan ayırmıyorum diyebilirim.

Yeşil çiçek

Yani kurdale işleri beni benden alıyor. Ben bunları kumaş üzerinde görmekten hoşlanmıyorum.Üzerinize alınmayın ama -mükemmel tasarımları hariç tutarak-diyorumki kumaşların üzerinde iyi durmuyor bu güller çiçekler.Kumaş üzerine yapılan kurdale dikişleri anlıyorum aman off bilemedim kimseyi de kırmak istemiyorum ki.Başta benim annem yapıyor bu işi:) Asıl konumuza dönelim.Eskidende güller yapabiliyordum ama annemin kursa gidip öğrendiklerini bana öğretmesi ile çıkan ürünler daha mutlu eder oldu. Gördüğünüz yeşil güllü yüzüğü Aslı için yaptım.Önce dedimki off yeşil gül mü olur,sonra da dedimki neden olmasın:) Aslı çok beğendi.Umarım siz de beğenmişsinizdir.
Not: Ya bende çok beğendim ama takabilmek için kendimi hazırlamalıyım öyle her beğendiğimi giyip takamıyorum.


18 Mart 2011 Cuma

Chloé Rémiat

Ben küçükken-şimdi biraz büyüdüm hayallerim masallarım küçük kaldı-çok güzel hikaye kitaplarım vardı. O kadar zor hatırlıyorum ki; sanırım ilkokuldaydım -2 ya da 3. sınıfta- annem götürmüştü beni okula çantam eskimişti,hadi gel yenisini alalım diye bir kırtasiyeye sokmuştu beni. Çok güzel cüsseme göre kocaman barbie'li bir çanta almıştık ,bu bölümleri çok iyi hatırlıyorum da az hatırladığım bir de kitap almıştık : Kibritçi kız. Allahım hala üzücü gelir o hikaye bana.Az önce Sık kullanılanları silerken fark ettim Chloé Rémiat'a ait bu adresi
http://tibout.canalblog.com/

Hikayeleri canlandırmış çok hoşuma gitti birde anılarımı da canladırdı ki ağlamaya müsait bünyem yine duygular içinde öfff.
Umarım Siz de beğenirsiniz.



DNS ayarları

Tamam katil olmadım ama çıldırmanın eşiğindeyim."8.8.8.8 /8.8.4.4" bunlar yeni DNS ayarları .Şimdilik bir sorun yok gibi görünüyor.Umarım böyle devam ederim sıkıldım artık.

Yeni Kukla: Mekanik Model






Baykuş Efsanesi

Tam diyordumki : yeter artık nedir bu baykuş olayı, herkes bir baykuş yapıyor,yani yapımı mı kolay nedir?? Küçük bir araştırmayla aldım ben cevabımı.EE ben biliyorsam sizler de bilmelisiniz işte olay şöyleymiş:
Baykuşlu Tılsımlar: Kem gözlere karşı en iyi koruyucunun yine bir başka göz olduğu varsayımıyla tasarlanan baykuş seklindeki tılsımlar, en çok küçük bir Akdeniz adası olan Minorka'da kullanılmaktadır. En dikkat çekici özelliği gözlerin olduğu bu baykuş seklindeki koruyucu tılsım, camdan veya metalden yapılır. Bugün bile hala popülerliğini koruyan baykuş tılsımlarının, Minorka'da evleri de büyük felaketlerden koruduğuna inanılır. Baykuşun uğursuz bir hayvan olarak bilinmesi, bu tılsımın pek fazla rağbet görmemesine yol açan en önemli etken olarak değer kazanır. Onun koruyucu rolü, pek çoklarına göre evrensel değildir. Çünkü o, gecenin şeytani yaratığı olarak bilinir.

17 Mart 2011 Perşembe

Yeni DNS ayarlarım

"156.154.70.22/156.154.71.22" bu DNS ayarları adamı katil eder. Bir önceki rakamlar zannımca öyle pek işe yarar değil ki evdeki bilgisayarımdan bir türlü blog açamadım,diğer bilgisayarımdan da birgün girebiliyorum bloga ertesi gün kapı duvar çıldıriciiim. Bende bugün yeni bir araştırma ile yeni bir DNS buldum blogum pat diye açıldı. Hadi hepimize kolay gelsin...

Facebook'un yararları

ôô Galina Dmitruk ôô



Yok yok herkes aynı fikirde olmayabilir ki bazen ben bile sinir oluyorum facebook'a sanal manyaklığına ama nadir zamanlarda benim için hayatımın bir dönüm noktası olabiliyor.
Mesela facebook ağı'nda diyelimki bir sanatçıyı tanıyoruz,onun arkadaşını,onun arkadaşının arkadaşını da tanımış oluyorsunuz.Saadet zinciri gibi diyebilirim. Bugün de yeni biriyle tanıştım "Galina Dmitruk" bir insan daha hayranlığımı kazandı diyebilirim. Siz de bir bakın bakalım kesinlikle beğeneceğinizi düşünüyorum.









15 Mart 2011 Salı

Tanrının Eseri Şeytanın Parçası

Yani aslında bu konuda çok fazla bir bilgim yok ancak ilk defa karşılaşıyorum böyle bir film adı çevirisiyle. Ben aslında en çok filmin Türkçe ismini beğendim "TANRININ ESERİ ŞEYTANIN PARÇASI" inglizce adı da "The Cider House Rules" Hani saçma sapan çeviriler vardır ya filmlere ayıp edilir. Bu öyle değil bu daha da anlam katmış.
14Mart Alinin doğum günü olduğu için hepberaber dışarıdaydık- Ali Aslının nişanlısı olan Ali:)- yemek yedik pasta yedik ve Aliyi bırakıp Aslıyla evimize geri döndük.Herzamanki rutin haraketimiz olarak TV'yi açtık aslı içerdeyken ben kanalları gezdim ve bir tiple karşılaştım. TNT de bir film ,filmde bir adam ama yok hatırlamıyorum kim olduğunu !! Sonra Aslı gelince aaaa örümcek adam diye hatırladık, ama buarada film de ilginç geldi zaten ismi de oldukça ilginçti. Film baş rollerinde Charlize Theron,Örümcek adam:Michael Caine ki güzel dedektif filminden kafamda yerini bulmuş bir insandır- neee sadece o filmden mi yani diyebilirsiniz ama napiyim ondan kaldı aklımda-Oscarlı bu güzel filmi kaçırdıysanız mutlaka tekrarı olur izlemelisiniz.



http://www.imdb.com/title/tt0124315/

http://film.com.tr/film.cfm?fid=1195

merak ettim diyenler