25 Ağustos 2011 Perşembe

A-sosyal tavırlar

Bu aralar komik ruh halleri içerisindeyim-sanıyorum ki içimde iki kişilik barındırıyorum- bir tanesi: mantıklı ,uslu ,akıllı, tartışmalara açık,dinleme yeteğine sahip, sevecen şeker birşey; diğeri mantık sınırlarının ötesinde her harekete meyilli ,diğerini kesinlikle dinlemeyen , tartışmaları duymamazlıktan gelen, nolcak yaa allah belasını versin işte diyebilen, işkence güzel birşey hem kendine hem diğerlerine diyen şeytan yanım.İçerdeki fırtınaların haddi hesabı yok bir gün şakaklarımdan beynim akacak diye korkmuyor değilim.Genelde şeker şirin olan galip gelse de siz bu içimde yaşanan acımasız savaşın izlerini yok edemiyor.
Neyse uslu davranıp konumuza dönelim, bu aralar a-sosyalim çünkü bilgisayarlarım-büro ve ev- bir şekilde beni ele geçirdi.Büroda akşama kadar çizim yapıyorum,eve gidiyorum hemen açıyorum laptopumu kim ne yazmış nezaman yazmış,yazmasa olmaz mıymış, giriyorum facebook'a allahım sanki herkes sırada benle konuşa konuşa ölüyormuş gibi konuşma işlevini de aktif hale getirip dolanıp duruyorum.Saysanız konuştuğum insan sayısı 3 geçmez-3 olduğu gün şaşırıp donakalırım- o öyle kenarda aktif aktif durur; ben gazete okurum Aslıya sataşırım İMDB ye karışırım bir bakarım uyku saati gelmiş.E gün bitti ama neyaptım ben bugün bir bakalım hımmm kocaman bir hiç. Aaa gazete okumuştum ya hiç olur mu cnm.
Bir de üstüne Aslı evleniyor eşyalar gidiyor,benim şeytan yanım şeker olanla kavgada


Alt başlıklar şöyle
  • Hobi yapsam ya bugün,hım düşündümde sonra yaparım ortalık dağınık,aslı gidecek ben en iyisi sonra yapayım.
  • Eşyalarımı toplasam,en büyük kararsızlığım ve karamsarlığım bu, Aslı gidince hala bu evde otuyor mu olacağım yoksa, Mr.E bana bir kıyak yapıp beni evine kabul edecek mi, ee ozaman ne olacak ev nasıl toplanacak neleri götürüreceğim. Of dert arıyorum hergün ve saniye...
Yok yok daha fazla dayanamayacağım bu listeye,daha çok var da bütün sırlarımı aşikar etmek istemiyorum canım :)
Gelelim asıl hedefimize.Yani ben geldim bunları yazmak için başlık açmadım asıl amacım aşağıda gördüğünüz resimlere ait blogları sizinle paylaşmaktı.Henüz yabancı olduğum ama beni eğlendiren PUCCA'dan başlayalım.Kendisi uzun aralıklar yazıyor olsada Milliyet Cadde de haftalık olarak yazılarına ulaşabilirsiniz.Size çok birşey katmaz belki ama eğlenirsiniz.Pucca hayata çatlak-çatlak derken tam manasıyla değil de umarsız manasıyla- bir kızın bakış açısıyla bakıyor ve açıkcası beni eğlendiriyor.Kitaplarını okumadım muhtemelen de alıp okumam ama a-sosyal kişiliğim ile caddedeki yazısını okuyorum eğlenceli bir zaman kaybı olarak şeytan yanımı besliyorum.
**PUCCA** okusam mı diyorsanız bir tıkla hattasınız.
Sıradaki blogumuz Budamıgoldegil-yazı mavi oldu ve ben bunu düzeltemiyorum çok sinir bozucu-blog bir arkadaşıma ait ve çok eğlenceli, nasıl yani şuan reklam mı yapıyorum: yok canım bunlar gerçekler.Ben henüz blog kültürümü tam oluşturamamış olsam da Mr.E mimleriyle,müzikleriyle,bazen hikayeleriyle,çektiği resimler ve anılarıyla işte bazen şaşkın, bazen mutlu, bazen bir sürü yüz haline bürünmenizi sağlayabiliyor. :)

**Mr.E** de kim diyorsanız bir bakın derim.

5 Ağustos 2011 Cuma

Aşka Şans Ver- FİLM



AŞKA ŞANS VER/La Chance De Ma Vie
^^^fragman^^^

Az önce hatırlayamadığım bir siteden şans eseri yukarıda gördüğünüz filmin fragmanını tıkladım ve çok eğlendim. Kesinlikle izlenmeli ve bol bol gülünmeli:) Not: Başlığı da göz önünde bulundurursak bugün kendinize bir iyilik yapın ve Aşka şans verin(!) :):)

29 Temmuz 2011 Cuma

nazar nedir?



Bugünlerde anlamıyorum ağlamalı mıyım yoksa gülmeli miyim??? Yeter artık yaa. Olaylarımız aynen şöyle;
olay 1- hasta bir arkadaşla karşılaşıyoruz ve benim ağzımdan şu kelimeler dökülüyor: yok ya ben nezamandır hasta olmuyorum çok dikkat ederim zaten, ertesi pazartesi elimde mendil ,salya sümük hastayım...

olay 2- bir arkadaşıma diyorum ki bak şunu kullanıyorum hiç sivilce olmuyor ya eskiden böylemiydi bak yüzüme !! ertesi gün yüzümde 3 pıtırcık...

arpacık ve uçuk konusunu açmak bile istemiyorum.Hala anlamış değilim ne oluyor, ağzımdan çıkan her sözle kendim evreni dürtüklemiş olup başıma dert açıyorum gibi geliyor.Ne yapmalıyım ? Herhalde şu cümleleri kurmam komik olur " maşallah hiç hasta olmuyorum allah nazarlardan saklasın" insan kendine böyle bir cümle kurabilir mi kursa bile gülmeden durabilir mi :):):) cevap veriyorum: DURAMAZ :):):)

Neyse aslında asıl paylaşımımız bu değil, asıl paylaşım http://livlily.blogspot.com/
Ben pek sevdim bu blogu ki sizinde seveceğinizi düşünüyorum.1940 yılından kalma çizgi filim eskiz çalışmaları var çok etkileyici. Çizgilere bayılıyorum:) 27 yaşında hala oturup şirinleri izleyebiliyorum ki bu en basiti, Hercules çizgi filmini izlemişsinizsindir-izleyenlere izlemelerini tavsiye ediyorum- beni hayran edenlerden biridir kendisi.Hades karakterine bayılırım:) Herkülü ayrı bir severim:) http://livlily.blogspot.com/2010/10/hercules-1997.html
siz de sevmek için linki inceleyebilirsiniz.

Bir de coraline var,coraline ait kitaplar ve yanılmıyorsam oyuncaklar mevcut, ben de zaten kuzenimin kitabıyla tanıdım.Bu blogu incelerken de karşıma çıkarca dedim ki tamamdır sıradaki kukla karakterimiz hazır coraline yakın birşeyler olacak ,hazırlayın kendinizi:)
http://livlily.blogspot.com/2011/05/coraline-2009-character-design.html
Son olarak sorarım size ben bu kadar şuh bakamazken bu güzel çizgi karakteri nasıl bu kadar anlamlı bakabiliyor:) işte hayranlığım bundandır...

25 Temmuz 2011 Pazartesi

aman tanrım :)

Nezamandan beri 10marifet adresine girmiyordum ki bir baktım hala yaşayormuş oradakiler. gezerken bu güzel modelleri de görünce hemen karıştırdım açtım baktım sizinle paylaştım. Link aşağıda siz de bir tık ile mini bir geziye başlayabilirsiniz.

nasıl açıklanabilirki

ve Final

Aman tanrım kurdale yetmeyecek,yok acaba çok mu küçük, kumaşı çok mu sönük derken bitiverdi yastık.
Hatta geçtiğimiz haftasonu görevini yerine getirmek için kuzenime teslim ettim ve bir süre için yastık başlığını kapatmış oldum.Artık kuklalarıma geri dönebilirim.
Not: Bizim nişanlı çifte bir ömür boyu mutluluklar diliyorum...

22 Temmuz 2011 Cuma

Yirmidört ile pastaları

Çok klişe ama evet hala hayatın anlamını arıyorum,açıkcası bana göre hiç bir anlamı olmayan bir olaylar bütünü halinde işleyen bir çarkın içerisindeyiz ve anı yaşıyıp geleceği kurgulayıp hepimiz kendi hayat çarkımızda evciliğimizi oynayıp ölümü bekliyoruz. Not: herkesin düşüncesine saygım var ve sakın bu yazdıklarımı dinen yorumlamayınız.Bunlar benim düşüncelerim ve tabiki katılmak zorunda değilsiniz.Neyse bunları düşünürken http://yirmidort24.blogspot.com/ yirmidört diye bir blogun linkini kaydettiğimi farkettim ve acaba neydi ki diye okumaya başladım.Blogun sahibi Çiğdem Evrandır.Pastalar yapıyor ve yaptıklarını belki tarifleriyle değil ama duygularıyla paylaşıyor.Ben çok cana yakın buldum.Derseniz ki ee bunun konumuzla ne alakası var şöyleki kendisi yıllarca başka işlerle uğraşıp sonra kendini farkedip pastacı olmaya karar vermiş. Neyse bence bunları ben anlatmayayımda siz okuyup tanıyın onu.

10 Temmuz 2011 Pazar

sona bir kala

Hayatta herşey okadar ani ve hızlı ilerliyorki yetişemiyor insan.Sallana sallana yapımına devam ettiğim yastığın bitimine çok az kaldı. Birkaç kurdale ile sanıyorum ki bitmiş olacak.Bakalım bizim kız beğenecek mi:) O mor istemişti ama ben mordan daha renkli bir yöne kaymışım ki gerçekten yanlışlıkla oldu:)









28 Haziran 2011 Salı

uydurdum uydurdum diktim:)

Gördüğünüz çiçekleri dün gece yaptım,nayapsam ne etsem, uydurdum uydurdum diktim inciler ile süsledim ve açıkcası pek beğendim:) tabi hala bitmiş değil bakalım:)

24 Haziran 2011 Cuma

Bankada kariyer yapmış yüzük

Blogumu arkadaşıma gösteriyorum ve yorum: ee hani yüzüğümün fotoğrafı,peki hemen ekliyorum ve karşınızda:)

yavaş yavaş alışıyor göz

Farkettim ki işledikçe alışıyor göz.Öyle keltoloş olunca hiç birşey anlaşılmıyor.Buaralar çok komik şeyler yaşıyorum;dün kemeraltına gidip kurdale alalım diye iş arkadaşıma söz verdim,sonra akşam üstü arayan arkadaşıma aaa olur kemeraltına geliyorum orada görüşürüz diye söz verdim,sonra çok sevdiğim bir arkadaşımı bu sözlerim dolayısı ile geri çevirdim, buarada mesai bitiminde işten de çıkamadım, o arada kemer altında bekleyen arkadaşım ben bekleyemeyeceğim benim başka işim var yarın görüşürüz dedi,ben hala iş yerindeyim tabi. Sonra biz kemeraltına gittik buara geri çevirdiğim arkadaşımı aradım ya benim tüm ayarlamalar iptal oldu istersen görüşelim dedim,o da aa ben eve gidiyorum başkasına söz verdim dedi ve sonuç olarak ben paşa paşa evimin yolunu tuttum:)Neyse eve gidip aldığım kurdaleler ile işlemeye devam ettim:) Bir de iş arkadaşıma yüzük yaptım,az önce bankadan geldi diyorki: Bankadaki herkes yüzüğe bayıldı:) ne güzel birşey güzel yorumlar almak.
Not: Bunca komik olayların üzerine sabah bilgisayarın güç kaynağını ayağıma düşürdüm.buz torbası koyduk oturuyorum.Evren bana birşeyler anlatmaya çalışıyorda ben mi anlamıyorum acaba?

23 Haziran 2011 Perşembe

çok mu cikcikli oldu bu?

Hatırlarsanız 2 önceki yazımda yastığın bir önceki aşamasını paylaşmıştım sizinle.Şimdi bilemedim niye içime sinmedi anlamadım acaba çok mu cikcikli olma yolunda ilerliyor.Daha mı sadece olmalıydı. Bu gün kurdale alacağım bakalım umarım daha güzel bir hal alır.Diyorum ki şu incilerin alt yaprakta olanlarını çıkartsam mı.Kararsızım ya nasıl birşey bu: iş birinin beğenisi için tasarıma gelince kilitleniyorum. Yarın yeni resimlerini de ekleyeceğim.Dün akşam karşı köşeye de motifin daha küçük ve daha seyreltilmiş halini işledim. Belki de ben bu kurdaleleri işlemeye başlayınca gösterecek kendini.Ben bu kadar yapıyorum da bir korkum daha var: ya yüzükler farkedilmeyecek hale gelirse:):)

16 Haziran 2011 Perşembe

minicik şirin düğmeler




mini mini düğmeler mini mini takılar yapmış ben de yapıcam ne kadar güzel şeyler bunlar:)

DÜĞMECİKLER İÇİN TIKLAYIN GEZİN GÖRÜN:):)

merak ettim diyenler