2 Mayıs 2012 Çarşamba
Bunu beklemiyordum...
Sonunda çabalarım sonuç verdi ve Şahane Misafiri-yani bir Ferzan Özpetek filmini- sinemada izleyebildim.
Buaralar kendimi sürekli meşgul tutmaya çalışıyorum bu enerjimi arttırıyor , meşguliyetlerimi sinemalara dizilere ve hobilere odakladım.2 günde 3 film , bir hobi birsürü yemek süper bir başarı denebilir:)Dün bir de "Anadolu Kartallları"nı izledim ki gayet hoş bir filimdi. Neyse gelelim etkileyici olana "Magnifica Presenza" yani "Şahane Misafir" herzamanki Ferzan Özpetek filmi mantığında olsa da bu girişi beklemiyordum. Filmin konusuna çok odaklanmamıştım belki ama fragmanda da beni şaşırtan birşey olmamıştı. İzleyin siz de nedemek istediğimi anlayacaksınız. Sanıyorumki sinemalardaki ömrü bitmek üzere, ama olsun dvdsini alın bir şekilde izleyin kaçırmayın hatta onu izlemişken bir de "Mine Vaganti"yi yani "Serseri Mayınlar"ı izleyin .
1 Mayıs 2012 Salı
Kurtuluş son durak
"Biz hertürlü şiddete karşıyız"
Bu filme annemle gitmek için çok savaşlar verdim,çok uğraşlarda bulundum ama bir türlü kısmet olmamıştı ki izlemek bugüne nasipmiş.
Az önceki yazımda süper bir film izledim yazmıştım ya işte o süper film : kurtuluş son durak.
Çok güldüm, oldukça şaşırdığım anlar oldu ve bildiğimiz gerçekleri belki tekrar izledim ama umutlandım.En baştan beri bana öğretilen ya da benim hayatımda istediğim en önemli cümle şuydu:
"Kendine yapılmasını istemediğin birşeyi asla başkasına yapma"
Şiddet toplumların hertürlüsünde gerileme sebebidir, gelişimsizlik nedenidir.Kadına,erkeğe,insana,hayvana, bitkiye yani var olan herşeye karşı şiddet egoların sonuçudur ve evet egolarımızı biz belirleriz. Umarım herkes egolarını ya da başka bir deyişle komplekslerini yönetmeyi bir gün öğrenir...
Benim hala umudum var...
30 Nisan 2012 Pazartesi
Satır aralarını oku bebeğim
Aşağıda görmüş olduğunuz çalışmayı satır satır işlemiş sayılabilirim bunun için başlıktan yola çıkarak yazıyı okuyup okuyup anlamlar çıkartmaya çalışmak boşuna bir çaba olacaktır :)Bugün eğlenceli bir günümdeyim süper bir film izledim, güzel bir tablo yarattım daha ne olsun.Aaa bişey daha olmuş : fırındaki milföy poaçalarım :) Buarada şuan saat 23:30 az önce yemek yedim ölüyorum :)
Şimdi gelelim tablo çalışmasına; yanlış hatırlamıyorsam ben bu çalışmayı ilkokul 4 te yapmıştım. Ozamanlar minik karposttallarla çalışıyorduk şimdi ise 70x100 posterlerle çalışıyoruz :P Şimdi yapılışı aynen şöyle:
2 adet aynı baskı poster alıyorsunuz; bunlardan birincisini bir hafta önce beş liraya ertesi hafta aynı adamdan bir tanesini 3.5 liraya alıyorsunuz (kazıklandım mı kar mı ettim anlamadınız değil mi! çünkü ben de anlamadım)
Daha sonra posteri 3'er santimetreler halinde işaretleyip işaretli yerlerden kesiyorsunuz. Ne kadar paramparça olursa okadar iyi denilebilir.Çünkü her bir şeridi yeniden doğacak yepyeni bir oluşumda yeniden hayat bulacak.
Buarada bizim posterimizde olduğu gibi özel figürler varsa benim yaptığım gibi figürleri 3'er cm olarak parçalamaktansa 12cm içerisinde bütün halde kalacak halde korumak isteyebilirsiniz -Elinizdeki bütünlerden birtanesini kenara ayırmanız gerekiyor çünkü artık onun pek bir önemi yok biz birtanesi ile yolumuza devam edeceğiz. Bir de söylemei unuttum maket bıçağı ile parçaladığınız parçalara isimler, numaralar veya kodlar vermeyi unutmayın.
Sıraya soktuğunuz şeritleri aynı iki şerit hep yanyana gelecek şekilde mukavvanızın üzerine yapıştırmaya başlayın.Zaten verdiğiniz numaralar sizi yönlendirecek.Posteriniz mukavvanızdan dışarı taşıyorsa, fazlalığı bir kenara yönlendirerek devam edin, tüm işlemler bittikten sonra istediğiniz şekilde ki ben bunu makasla yaptım, fazlalıklardan kurtulun.
Artık oluşturduğunuz resmi duvarınıza asabilirsiniz. Belki birazcık zamanınızı alır ama ortaya çıkan sonuç sizi "mutlu" edecektir.
26 Nisan 2012 Perşembe
Şans eseri
Geçenlerde büroda powerpoint sunumu hazırlarken aaa sunuma ne şarkı koysam diye düşünüyordum ve rastgele açtım bitane. Oldukça etkileyici geldi. Tam da hissetmeyi sevdiğim önce biraz nazik ritimler ve ardından yükselen ve heyecanımı da yükselten ses tonlamaları. Ee tabiki paylaşmamak olmazdı :)
17 Nisan 2012 Salı
Beni zayıf yerimden yakaladın yirmidört
"Yirmidört"
16 Nisan 2012 Pazartesi
kollar ete büründü
Bazen bilemiyorum kukla başlığı altında birşeyler yapıyorum ama yaptıklarım gerçekten kukla mı?
Bugün twitter'da dolanırken Ali Poyrazoğlu ile karşılaştım, medyadan bildiğim kadarıyla kendisinin kuklaları ve kukla koleksiyonu var.Resimlerine falan bakayım derken gene konudan uzaklaştığımı farkettim ya da aslında konuyu bilmediğimi :) Öyle şeyler geçiyorki bazen aklımdan herşeyi yaparım diyorum.Gördüğüm herşeyde biraz parçam olabilir. Bulduğum her görseli her malzemeyi biriktiriyorum ve sonunda kafası karışık insan olarak çok da ilerleyemiyorum.
Sonuç olarak bu iş sadece hobi bile olsa birşeylerle uğraşmak önce o işe saygıyı ve farkında olmayı gerektiriyor.Neyse biraz daha zaman veriyorum kendime göreceğiz :)
Gelelim asıl konumuza, yukarıda gördüğünüz gibi benim modelim ete bürünmeye başladı.Yeni bir paket polimer kil malzeme açtım ve bu sefer kokusu hiç sevmedim.Diğerininde markası aynıydı ama böyle silikon gibi kokmuyordu.Yeni dergi kokusu boya kokusu vs sevmem ben böyle şeyleri ve çalışırken hep rahatsız eder beni.Artık başa gelen çekilir diyerek kolları kapladım.Sırada bacaklar ve en sonra ayaklar ve eller var.Ve finalde kıyafet seçimi.Buna da henüz karar vermiş değilim. Bir kaç seçenek var bakalım önümüzdeki günlerde göreceğiz neler olacak.Açıkcası ben de bilmiyorum sanırım süpriz olacak :)
10 Nisan 2012 Salı
Ellerinden kırmızı kanlar akan kız...
RED from RED on Vimeo.
Çok mutluyum sonunda video eklemeyi başardım :) Bu video ile geçenlerde "Şirret Şerbet"in blogunu gezerken karşılaşmıştım. Böyle hikayeleri seviyorum,farklı bakış açılarını seviyorum.
ORANGE - Noël from AKAMA STUDIO on Vimeo.
Çok eğlenceli bir video değil mi yahu :) her hediye bir heyecan :)Bu animasyonları hazırlamak oldukça zordur diye tahmin ediyorum ama yapan yapıyor tebrik ediyorum.
Corpse Bride - International Trailer from Eric Powell on Vimeo.
Ve en sevdiğim "Corpse Bride" sevgili Tim ve ekibi siz nasıl birşeysiniz öyle!!!!
6 Nisan 2012 Cuma
Sonunda çanakkale yollarında
Yıllar sonra tabelaların ötesine geçebildim. Yıllardır menemene gidip geliyorum her tabelada Çanakkale yazısını görüyorum ama bir türlü altınoluktan öteye gitmek kısmet olmamıştı. Ve sonunda bu da oldu. Bir iş görüşmesi için Geliboluya gitmemiz gerekti ve ben hayranlık içinde burda yaşanır yaa fikri ile arabanın camından etrafı seyrettim. Lapsekiye kadar devasa heykellerle karşılaşmış olsak da en mantıklı bulduğum heykel bu pegasus oldu.
Ardından hedefimize ulaştık :) Gene iş gereği kalem lazım oldu ve yıllar sonra kırmızı kalem ile yine karşılaştık :) sanıyorum enson lisede kullanmıştım yani bundan 10 yıl önce.Saçlarımda beyazlıyor herşey değişiyor, allam ya neyseki kırmızı kalemim var artık :)
Geliboludan dönerken bigaya uğrayıp çatısını yapmış olduğumuz bir çiftliğe uğradık.Nasıl bir şanstır ki bu gördüğünüz 1 haftalık buzağ'lara denk geldik.Kendileri sürekli yalanmakla beraber süt zamanları geldiği için pek hareketlilerdi. Bir yarım saat onlarla oynamış olabilirim:)
Anneleri çok ürkeklerdi -oldukça da kokuyorlardı-oyüzden onların fotolarını çek(e)medim :) Ama şöyle bir şey yaşadık kendileriyle:Bir ineğe doğru yaklaştım,yazık o da ben elimi hafifce uzatınca yaklaşmaya başladı ama ben cesaret ve tedirginlik arasında dokunmaya çalışırken, iş arkadaşım aynen şöyle söyledi: korkma kızım sen korktukça o da korkuyor bak böyle yaklaşıcaksın deyip ilk hamlesi ile hayvanı kaçırmayı başardı :) ama olayın ilginç yanı şuki ben yine elimi uzatınca yine geldi:) azıcık sevdim ben de. Sonuçta kocaman hayvan nolur nolmaz yalıyayım derken kolumu koparır falan :P
Ve sosyal sorumluluk : Eşitlik, Audinin içinden muhteşem manzarada ilerleyen hacı muratın fotoğrafını çekme keyfi değildir.
1 Nisan 2012 Pazar
Ah şu yıllar...
"ilk gün" yazımı hatırlayanlar bilenler varsa yukarıdaki kediciğimi hatırlayacaktır:) ilk yazımı 1nisan 2010da yazmışım bu da demek oluyorkiiiiiiiiiiiiiii 1nisan 2012 itibari ile "ELDE HERŞEY" iki yaşına girmiş bulunmaktadır :)
Vay be yıllar ne de çabuk geçiyor değil mi :) Bu güzel gün için güzel bir şarkı benden size "Harry Belafonte-jump in the line" iyi dinlemeler ve güzel geceler herkese:)
28 Mart 2012 Çarşamba
perukçu geldi hanımmmmm :)
Ablacım siz o çıtçıtları alıyorsunuz saçınıza ek yapıyorsunuz, bense kalkmış onları bir güzel keserek kuklama peruk yapıyorum, ayıpp benim bu yaptığım :) Şaka biryana ben bu çıt çıtları alırken resmen utanıyorum, nedenini de bilmiyorum ama böyle bir ateş basıyor böyle bir kaçma telaşı içinde: hee evet iki tane olacak ne kadar haa tamam diye alışverişi bitirip koşarak uzaklaşıyorum ya da şöyle oluyor: şu rengi var mı ya bana o lazım kuklama saç yapıyorum,tabiki adamın o an ilgilendiği saçı nereye kulladığın değil ama gel gör ki ben ikili alışverişlerde zaten berbat bir bünyeye sahipken bir de işin işine bu çıtçıt olayı girince hepten kontrolümü yitiriyorum :) Neyseki bugün gittim kemer altına bol bol renk renk aldım rahatım.Aslında kemeraltına giderken amaçım altını üstüne getirmekti ama alışverişe ilk perukla başlayınca ben alt üst oldum. Buarada batan gemiden kurtarabildiklerim 3 adet fırça, bir adet altın rengi akrilik boya, bir adet sürfile makası, bir adet şekillendirme takımı.
Sonra geldim evime başladım bebeğin saçlarını yapmaya, aslında ben saçları dün gece yapmaya başlamıştım ama hem saç yetmedi hem de çok uykum geldi diye fotoğraf çekmemiştim. Şimdi eğer siz de çıtçıtlardan saç yapmak isterseniz öncelikle saçları çıt çıtlarından ayırıyorsunuz ardından dikişli yerleri kafa yüzeyine gelecek şekilde yapıştırıyorsunuz.Ben önce derby ile yapıştırmayı denedim ancak kafa malzemesi tutklallı olduğu için mi yoksa başka bir nedenden mi bilmiyorum bir türlü yapışmadı. Ben de derby temizleyip-ki bu oldukça sinir bozucuydu- onun yerine silikonlar yapıştırmayı denedim ve iyi sonuç aldım.Tabiki kontrolsüz güç güç değildir yaklaşımı ile saça asılıp acaba çıkıyor muyu denerseniz elinizde kalır yani ben denedim siz denemeyin.
Buarada şimdi bu aldığım çıt çıtlar normalde 40-50cm civarında oldukları için onları kesmek gerekiyor. Kalanları da benim yaptığım gibi misina ile dikerek saç ayrımlarının görünür kısımlarına uygulayabilirsiniz. Tamam mükemmel sonuç alınamayabilir ama işe yarıyor :)
Hedeflediğim saç bu kadar kabarık böyle bir aslan yelesi kıvamında mıydı hatırlamıyorum ama sonuç bu :)
Not: Saçları sıcaklık ile şekillendireyim diyerek en düşük 110derecede düzleştirici uyguladım ,sonuç: eh biraz şekil değişti ama ne zamanki 120 yaptım saçlar birden yumuşadı. Bu çıtçıtlar çin malı sentetik ürün olduğu için dikkat etmek gerekiyor haberiniz olsun. O kadar uğraş çöpe gitmesin :)
Sonra geldim evime başladım bebeğin saçlarını yapmaya, aslında ben saçları dün gece yapmaya başlamıştım ama hem saç yetmedi hem de çok uykum geldi diye fotoğraf çekmemiştim. Şimdi eğer siz de çıtçıtlardan saç yapmak isterseniz öncelikle saçları çıt çıtlarından ayırıyorsunuz ardından dikişli yerleri kafa yüzeyine gelecek şekilde yapıştırıyorsunuz.Ben önce derby ile yapıştırmayı denedim ancak kafa malzemesi tutklallı olduğu için mi yoksa başka bir nedenden mi bilmiyorum bir türlü yapışmadı. Ben de derby temizleyip-ki bu oldukça sinir bozucuydu- onun yerine silikonlar yapıştırmayı denedim ve iyi sonuç aldım.Tabiki kontrolsüz güç güç değildir yaklaşımı ile saça asılıp acaba çıkıyor muyu denerseniz elinizde kalır yani ben denedim siz denemeyin.
Buarada şimdi bu aldığım çıt çıtlar normalde 40-50cm civarında oldukları için onları kesmek gerekiyor. Kalanları da benim yaptığım gibi misina ile dikerek saç ayrımlarının görünür kısımlarına uygulayabilirsiniz. Tamam mükemmel sonuç alınamayabilir ama işe yarıyor :)
Hedeflediğim saç bu kadar kabarık böyle bir aslan yelesi kıvamında mıydı hatırlamıyorum ama sonuç bu :)
Not: Saçları sıcaklık ile şekillendireyim diyerek en düşük 110derecede düzleştirici uyguladım ,sonuç: eh biraz şekil değişti ama ne zamanki 120 yaptım saçlar birden yumuşadı. Bu çıtçıtlar çin malı sentetik ürün olduğu için dikkat etmek gerekiyor haberiniz olsun. O kadar uğraş çöpe gitmesin :)
27 Mart 2012 Salı
İzmir'de son durum
Meşguliyet güzel birşeydir, insanı düşüncelerden ve o anlardan uzaklaştırır. Buara dizilerim de rutine girdiği için zamanı geçiremiyorum bir türlü. Madem öyle kuklama devam ederim ozaman ben de dedim ve vücudu ile başladım işe koyulmaya. Buarada Makin's Clay'den hala çok memnunum. Aşama aşama devam edebiliyorsunuz ki benim sorunum bir anda sanırım bu kadar yeterli diyerek masadan kalkmak :)
Vücudunu yaparken zorlanmadım belki ama bana yeterli gelmedi. Ne bekliyorum ki : anatomik bir vücud oluşturmayı mı:) Evet sanırım bunu bekliyorum.Belki gereksiz ama bir his işte.Bir gün neden olmasın:)
Yukarıda gördüğünüz çanta içinde Dremel ime ait oyma parçaları,keçeler ve zımparalar var.Aslında benim kulladığım oyma aletinin adı dremel değil ama şuan adını hatırlayamadığım için şimdilik adı dremel olsun:)Neyse Dremelin keçe aparatını kullanarak, malzemenin yüzeyinde kalan tırtıkları zımparalamış oldum, Zımpara yerine keçe kullandım çünkü malzemenin minik bir yerinde kullandığım zımpara ,yüzeyde lekeler bıraktı bu pek hoş olmadı. Keçe narin bir şekilde yüzeyi temizlediği için "aman tanrım elimden kaydı ahh gitti o kadar uğraş "gibi durumlar da oluşmuyor :)
Aslında gözler için size bir süprizim var demiştim ama korktum. Amaçım gözlerin içine göz bebekleri oyarak içini şekillendirdikten sonra resin malzeme ile doldurmaktı. Bunu yapacağım ama daha sonraki kuklalarda önceden hazırladığım gözler olarak yapacağım. Şimdi güzelim modeli mahvetmeye gerek yok dedim ve vazgeçtim :)Ben de tüm bunlar yerine 0.35lik rotring kalemim ile yukarıda gördüğünüz gibi göz bebeklerini çizdim ardından da asetat kalemi ile hatlarını oluşturdum.Sonra da ecolin boyalarımdan yeşil ve kahverengini bileştirerek hazırlamaya çalıştığım ela rengi uyguladım. Kaşlarını 1.0lık rotring kalemim ile çizdikten sonra-bunun için makro çekim uygun olurdu ama malesef cep telefonuyla ancak bu kadar görüntüleyebiliyorum- üzerine hafif su ile incelttiğim akrilik kahverengi boya uyguladım.Dudaklarını önce 1.0lık rotring kalemimle hafif bir şekilde çerceveledikten sonra dudak verevleri için yine kalemle ince dikey çizgiler çizdim. Üzerine yine hafif su ile incelttiğim akrilik turuncu boya uyguladım.Oldukça koyu olan turuncu suyla seyreltilince hoş bir renk oluşturdu.Ben buradayım diye bağırmadı :)
Ve son aşama:
Bayanlar bilir takma kirlikleri, işte bir adet kirpiği ikiye böldüp birazda boyunu kısalttım. Kirpik yapıştıracağım yüzeye önceden toplu iğne ile derby uyguladım ve azıcık kurumasını bekledikten sonra kirpikleri yapıştırdım.
19 Mart 2012 Pazartesi
Evimizin yeni üyesi
Dün alışveriş yaparken dedimki alayım bir çiçek evime renk gelsin:) Aslında bir kaktüs düşünmemiştim ama okadar güzel görünüyorduki onu almalıyım dedim :) biryerlerden başlamış oldum hiç değilse:) Bugünde dedim ki saksını azıcık değiştireyim ve aşağıda gördüğünüz gibi biraz kapladım azıcık süsledim,çok sevimli birşey oldu :) zaten öyleydi :)
Not: Bundan sonra ara ara sosyal sorumluluk bişeyleri yazacağım. Kendini bilen, seven,sevilen,dünyaya saygı duyanlara değil ,sözüm diğerlerine.
"Bir insan olarak bu dünyada nefes aldığınız kadar,diğer varlıkların nefes alışına saygı duymalısınız."
"Bir insan olarak bu dünyada nefes aldığınız kadar,diğer varlıkların nefes alışına saygı duymalısınız."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
merak ettim diyenler
Etiketler
malzeme
kukla
tasarım
model
link
minyatür
iskelet
fimo
Romira
Gözler
film
takı
Kariyan
kurdale
nişan yastığı
Dekorasyon
bez bebek
DNS ayarı
Dizi
broş
kanat
resin
Baykuş
elemeği
ilk gün :)
ödül
Abur Cubur
Aryel
Milo
Poster pano
ayakkabı
bebek elbisesi
dikiş
el dikişi
el işi
eldehersey
geri dönüşüm
gezdim gördüm
kız bebek
marionette
mim
string puppet






































